|
Umut Yavuz tarafından yazıldı
|
Said Nursî açıkça laik devlet düzeni altında kusursuz ve mükemmel bir şekilde Müslüman olunabileceğini görmüştür.. İlginç bir şekilde Nursî, gün gelip de insanların Kur’ân’ın eşsiz güzelliğini anlayacağı ve devlet yapısının kendiliğinden Kur’ân hakikatlerine dönüş yapacağı konusunda Allah’a güven duymaktadır. Fakat o güne kadar, asıl vazife imanlı birer Müslüman olmaktır. Onun problemler karşısındaki yapıcı tutum ve fedakârlığına da her zaman hayranlık duymuşumdur. Onun hakkında incelemelerim sonunda şunun farkına vardım ki; Nursî inanca bağlılık ile değişim arasında muhteşem bir denge kurmuştur. Hıristiyanlar Risâle-i Nur’da bulunan derin hakikatleri detaylıca incelemeli.
|
|
Robert MİRANDA tarafından yazıldı
|
Yakın bir zamanda bir Yeni Asya okuyucusundan dinler arası diyalog konusundaki düşüncelerimi öğrenmek istediğine dair bir mail aldım. Bu sebeple bu haftaki yazımda dinler arası diyalog konusuyla ilgili düşüncelerimi belirtmek istiyorum.
Ben diyaloğun oldukça önemli olduğuna inananlardanım. Diyalog, fikirleri uygulamanın, bir işbirliği oluşturmanın, takım çalışmasına ağırlık vermenin ve farklı fikirleri ve teorileri idrak etmek için farklı metodlar geliştirmenin bir yoludur. Aynı zamanda farklı fikirleri kolektif bir şuur ve kabul ile etkili bir şekilde uygulamaya geçirmeyi sağlar. Şu kadarı var ki; “diyalog” kelimesi farklı insanlar için, farklı mânâlar içerebilmektedir. Diyaloğu dinlerarası bağlamda algılamadan evvel, tarafların önce oturup kendi “diyalog” tanımlamaları üzerinde bir mutabakata varmaları ve buna bir açıklık getirmeleri elzemdir. Bir grup insan diyaloğa girdikleri vakit, kolektif bir şekilde tartışmaya, farklı fikirlerle karşılaşmaya ve herkesin kendi düşünceleri bağlamında cesurca kendini ortaya koyacağı bir ortama hazırlıklı olmalıdırlar. Fikirlerimizin ve bilgilerimizin serbestçe ortaya konulması birbirimizi daha yakından tanımamızı sağlayacaktır.
|
|
Şükrü Bulut tarafından yazıldı
|
Müslüman-Hıristiyan diyaloğu zaman içinde önyargıları bertaraf eder. İlmin ilerlemesi ve hürriyetin inkişafıyla tarihin tortuları niteliğindeki yanlışları taraflara gösterir. Zamanı geçmiş ifade, metod ve tartışmaları tecdid eder.
|
|
Şükrü Bulut tarafından yazıldı
|
Diyalog denilince akla gelen ilk mânâ bildiğiniz gibi “Hıristiyan-Müslüman” diyaloğudur… Yahudilerin inanç ve dinî yapıları Hıristiyan-Müslüman diyaloğu paralelindeki bir dayanışma ve işbirliğine zaten müsait olmadığından önceki yazılarımızda belirttiğimiz gibi konumuzun dışında kalıyorlar.
|
|
Risale-i Nur Enstitüsü tarafından yazıldı
|
Bediüzzaman çok kültürlü ve çok dinli bir cihan devletinde hayata gözlerini açmış biri idi. Klâsik dönem diyebileceğimiz demokrasi öncesi dönemde dinî çoğulculuktan kaynaklanan problemler optimum denilebilecek bir tarzda çözülmüştü. Millet sistemi içinde her din özgürce kendi aidiyetini ve varlığını koruyabilmişti. Ancak hayatın giderek sekülerleşmesi ve dinden bağımsızlaşması devlet-toplum-din ilişkisini klâsik dönemlerdeki ilişkilerden önemli ölçüde farklılaştırmıştı. Klâsik dönemdeki kurumlar artık modern dönemde işlemez hale gelmişti. Şimdi yeni bir parlamenter sisteme geçilmiş, vatandaşlara eşit haklar verilmiş, her din mensubunun dinine bakılmaksızın devlet faaliyetlerine eşitçe katılması, devletin harcama giderlerini eşitçe paylaşması gibi modern uygulamaya başlanmıştı.
|
|
Risale-i Nur Enstitüsü tarafından yazıldı
|
Son bir asırda, dünyanın her bölgesinde çeşitli nedenlerle savaşlar, çatışmalar, terör olayları eksik olmamaktadır. Değişik din ve inanç sistemlerine sahip bazı insanlarda çatışma eğilimleri görülebilmektedir. Bu eğilimlerden kaynaklanan çatışmalar İslam toplumlarında da yaşanabilmekte, bütün din mensupları, hatta hiçbir dine sahip olmayan sayısız insan değişik şekillerde zarara uğramakta ve buhran geçirmektedir.
|
|
Mikail Yaprak tarafından yazıldı
|
Biribirini avucundan yakalayıp sıkıca tutan iki sağ el. Birisi bir Müslümana, diğeri de bir Hıristiyana ait. Yine el ele vermiş gibi bir kilise ve bir cami. Nur (das licht) dergisinin, Müslüman-Hıristiyan diyaloğunu işleyen sayısının kapağını süslemektedir mesaj yüklü bu fotoğraf. Gerek bizim “AKEV-Caritas” ortak diyalog grubumuzda, gerekse başka zeminlerde, kiliselerde ve okullarda bu konuyu Almanca olarak aktarmamızda bu dergiden yeterince istifade etmişizdir.
|
|
Bediüzzaman Said Nursi tarafından yazıldı
|
Sual: Yahudi ve Nasara ile muhabbetten Kur’ân’da nehiy vardır. “Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin.” (Mâide Sûresi, 5:51.) Bununla beraber nasıl dost olunuz dersiniz?
|
|
Thomas Michel, S.J. tarafından yazıldı
|
1. Metodolojik Bir Sorun Bu makale Said Nursi'nin hoşgörü anlayışı, "öteki" ile ilişkisi ve diyaloğun geleceğine dairdir. Hiç şüphe yoktur ki; günümüz dünyasıyla oldukça fazlasıyla alakadar olan bu meseleler üzerine Said Nursi'nin söylediği pek çok şey vardır, ama ben ilk önce metodolojik bir problemden bahsederek başlamalıyım. Terimler tarihte belli dönemlerde rağbette olurlar ve fikir alışverişi devam ettikçe ve geliştikçe, yavaş yavaş kendi evrimlerini geçiren kabul görmüş anlamlar yüklenirler ve daha açık ve kesin anlam kazanırlar.
|
|
Mustafa ALICI tarafından yazıldı
|
Al-i İmran 64. Ayeti ve Müslüman-Hıristiyan Diyalog Sürecine Pratik Bir Bakış GirişDinlerarası işbirlikleri ve yakınlaşmalar, her geçen gün kendini daha fazla hissettiren, modern çağımıza ait dindarları yakından ilgilendiren hayati bir konudur. Her alanda diyalog süreçlerini işleten günümüz modern toplumları, aynı ırktan, aynı dine ait olmaktan uzak ve her açıdan daha çoğulcu yapıda olduklarından, dinleri farklı olsa da gittikçe daha artan bir oranda aynı ortak tarihi, aynı ortak mekânı ve aynı cemiyeti paylaşmaya doğru gitmektedirler. Bundan dolayı dinler arasındaki sağlıklı işbirlikleri ve yakınlaşmaların en önemli hedefi, çoğulcu bir toplulukta doğru bir şekilde kendi inancını yaşayabilmek ve başkasının da barış ortamında yaşamasına izin vermektir.
|
|
|
<< Başlat < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 > 2 |