|
Yasemin Güleçyüz tarafından yazıldı
|
(1932-20 Şubat 2005)
Raziye Özaydın, Afyon Bolvadinli. Bediüzzaman’ı gören hanımlardan bir tanesi. Kendisiyle 2002’de İstanbul’a oğlunu ziyarete geldiğinde tanışmış, yaptığımız sohbeti “Bolvadin hanım Nur Talebelerinden” başlığı altında Bizim Aile dergisinde yayınlamıştık. Aşağıda okuyacağınız satırlar o gün kendisiyle yaptığımız tatlı sohbetten hatıralar taşımakta…
|
|
Ahmed Özdemir tarafından yazıldı
|
Sultan Abdulhamid’in adına izafeten kurulan “Hamidiye Süvari Alayları” zamanında çok tartışıldı. Faydaları ve zararları üzerinde çok şeyler yazıldı. Bediüzzaman ise Hamidiye Alayları’na farklı açılardan baktı. Görüşlerini İstanbul’da bulunduğu yıllarda gazetelerde yazdığı çeşitli makalelerde dile getirdi. Bediüzzaman, doğuda bedevî aşiretlerinin Hamidiye Alayları ile en yüksek bir askerî ve medenî dereceye sevk edildiğini kabul eder.1 Önce süvari alaylarının çıkış amacını ve tarihi seyrini kısaca tanımaya çalışalım.
|
|
Ahmed Özdemir tarafından yazıldı
|
Osmanlı Devleti’ni 33 yıl dağılmaktan kurtaran Sultan II. Abdulhamid, eğitim üzerine çok şeyler yaptı. Daha iktidarının ilk on beş yılında medreseler yanında 160 Ortaokul, 55 Lise, 14 Öğretmen Okulu, 19 Müslüman Özel Okulu ve 9 bin 649 modern ilkokul açılmıştır. Ama içlerinden bir tanesi var ki çok ilginç ve araştırılmaya değer. O da “Mekteb-i Aşair” adıyla bilinen aşiret mektepleridir.
|
|
Sami Cebeci tarafından yazıldı
|
Şark yaylalarından, güneşin doğduğu yerden İstanbul’a gelen ve Bediüzzaman lâkabıyla anılan Said Nursî, çok büyük idealler ve hedeflerin peşindeydi.
Zamanımızdan yüz sene evvel, 1910 yılında ilkbahardan sonbahara Doğu Anadolu’yu baştan sona gezmiş, halkın problemlerini yerinde görüp hastalığı teşhis etmiş ve çarelerini de bulmuştu.
|
|
Yasemin Güleçyüz tarafından yazıldı
|
(1911- 7 Şubat 2002)
Risâle-i Nur derslerine devam ettiğimden beri ablalar arasında “anne” lâkabı eklenerek adı sık sık geçen bir hanım vardı. Zehra Anne. Tek Parti döneminin en sıkı zamanlarında İzmir ve civarında Risâle-i Nur’ları hanımlar âleminde neşretmiş, Risâleleri yanından hiç ayırmayarak göğsünde ya da çantasında muhafaza edip, korkup çekinmeden en uzak semtlere ev sohbetlerine gitmiş, dersler yapmıştı.
|
|
Selim Gündüzalp tarafından yazıldı
|
Dünyada garip işler çok. En garibi de, hayatı ve eserleriyle bütün dünyanın dikkatini çeken, saygısını ve sevgisini kazanıp kalpleri fetheden bir insan hakkında, kendini ve haddini bilmezlerin ileri geri konuşmalarıdır.
Onların nezdinde insan o kadar ucuzdur ki, hiç düşünmeden atıp tutarlar.
Gogol’un da kitaplarında geçer ya, kendilerinden habersiz, köyleriyle beraber satılan köylüler vardır. Bunlar da böyledir. Pazara çıkarmadan satarlar insanları. Fikre, düşünceye ve emeğe saygısız köle tacirleridir bunlar.
|
|
Yasemin Güleçyüz tarafından yazıldı
|
(1921–5 Şubat 1984)
Şahide Yüksel’i, Hanımlar Rehberi’nde “İmana fedakârâne hizmet eden bir hanımın manzumesidir” sunumuyla yer alan şiirinden tanıyoruz.
O Risâle-i Nur tarihinde “saff-ı evvel”ler içinde yer alan şefkat kahramanlarından bir tanesi.
|
|
|