|
Zafer Akgül tarafından yazıldı
|
Son günlerde bazı çevreler veya yazarlar Bediüzzaman Hazretlerinden şöyle veya böyle bir şekilde bahisler açmaya, programlar yapmaya başladılar.
Şüphesiz ki, Bediüzzaman Hazretlerinin gündeme getirilmesi, onun anlaşılması, en azından tanınması için iyi birer vesiledir. Her ne kadar Bediüzzaman Said Nursi`nin ve müntesiplerinin reklama, reytinge ihtiyacı yok ise de…
|
|
Suna Durmaz tarafından yazıldı
|
Kuveyt halkı genellikle dindardır. Halkın bu özelliğinden doğan ihtiyaca binâen, Kuveyt Evkaf Bakanlığı (Diyanet İşleri) her mıntıkada “Dârü’l Kurân” denilen “Halk Okulları” açmış. Kadınlar ve erkekler için ayrı ayrı binalarda hizmet sunan bu okullar da haftada üç gün olmak üzere sabah ve akşam programları halinde eğitim yapılıyor.
|
|
Ali Ferşadoğlu tarafından yazıldı
|
Şeyh Şamil’in torunu Said Şamil, dünya Müslümanlarının hak ve hürriyetleri için hayatını ortaya koymuş kahramanlarımızdan. 1940’larda İsmet İnönü (Halk Partisi), çalışmalarına izin vermez. Çalışmalarını sürdürmek için Rusça, Almanca, İngilizce, Fransızca, Polonyaca, Türkçe ve Arapça’dan oluşturduğu 8 binin üzerindeki kütüphanesini de alarak Polonya/Varşova’ya gider.
|
|
Kâzım Güleçyüz tarafından yazıldı
|
Kur`an`ın sönmez ve söndürülemez bir manevi güneş olduğunu bütün dünyaya ispat etme idealine vakfettiği hayatında, hiçbir dünyevi ve maddi kıstasla ölçülemeyecek hizmetlere imza atan ve arkasında ölümsüz eseri Risale-i Nur`la nur neslini bırakan Bediüzzaman Said Nursi, kendisini yok etmek veya tesirsiz hale getirmek için uğraşanları `Vefatım hayatımdan daha çok hizmet edecek` diyerek uyarmıştı.
|
|
Kâzım Güleçyüz tarafından yazıldı
|
Saltanat, meşrutiyet, cumhuriyet, demokrasi. Said Nursî, siyasî tarihimizin bu dört devresini de yaşamış ve her birinde, Kur’ânî prensiplere dayalı tavizsiz duruşunu korumuş bir âlim, müfessir, mütefekkir ve aksiyon adamı.
|
|
Yeni Asya tarafından yazıldı
|
Dünya genelinde farklı dinlerden binlerce kişiyi bir araya getiren Dünya Dinler Parlamentosu bu yıl da Avustralya’da toplandı.
Beş yıl arayla dünyanı büyük şehirlerinden birinde yapılan bu büyük organizasyonun Melbourne toplantısının ana teması “Birbirimizi Dinlemek ve Çevreyi Tedavi Etmek” olarak sunuldu. Program çerçevesinde dünyanın çok farklı din, dil, kültür, medeniyet, mezhep, cemaat, cemiyet temsilcileri ve kanaat önderleri toplantıya katılarak kendilerini ifade etme imkânı buldu.
|
|
Kâzım Güleçyüz tarafından yazıldı
|
Bediüzzaman'la M. Kemal’in Ankara’da Birinci Meclisteki görüşmelerine dair kayıtlar, ilgili kaynaklarda mevcut. Said Nursî’nin milletvekillerine dağıttığı meşhur beyanname üzerine aralarında yaşanan, Üstadın “Paşa, Paşa! Kâinatta en yüksek hakikat imandır, imandan sonra namazdır...” diye başlayan cevabına M. Kemal’in özür dileyerek mukabele etmesiyle sonuçlanan tartışmaya ve ayrıca iki saatlik başbaşa görüşmelerine dair bilgiler de.
|
|
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı
|
Eşref Edib Bey`e 1952`de mülâkat veren Bediüzzaman Said Nursî, konuşmasının bir yerinde muarızları hakkında aynen şunu söylüyor: `Risâle–i Nur`u anlamıyorlar, yahut anlamak istemiyorlar.` (Tarihçe–i Hayat, s. 543)
Üstad, yerden göğe kadar haklı.
|
|
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı
|
Cumhuriyet gazetesinde sekiz gün boyunca (4–11 Haziran 2008) yayınlanan "Hedefteki Diyarbakır" başlıklı yazı dizisinin sonlarında, ağırlıklı olarak Said Nursî ve Doğu`daki talebeleri konusu üzerinde duruldu.
|
|
Suna Durmaz tarafından yazıldı
|
`Siz, (Müslümanlar) insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah`a inanırsınız.`
(Âl-i İmran 110. âyet)
|
|
|
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 > 5 |