|
|
Mustafa Öztürkçü tarafından yazıldı.
|
Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, yüzyılımızın yetiştirdiği, eserleriyle birlikte üzerinde en çok konuşulan deha ve ender bir şahsiyettir. Yaşadığı sade, tavizsiz, istikrarlı ve tertemiz hayatının yanı sıra, telif ettiği eserleriyle haklı bir alâkaya mazhar olmuştur. Eserlerinde dile getirdiği fikirler, çağımıza ve çağlara ışık tutma özelliğine sahiptir. Tesbit ve teşhislerinin doğruluk ve haklılığını zaman göstermiş, tasdik etmiştir. Eserleri olan Risâle-i Nur Külliyâtı, Kur’ân’dan lemeân eden hakikatlerdir.
|
|
Muhammed Zorlu tarafından yazıldı.
|
Risâle-i Nur’un mesleği hıllettir. Ve Urfa ise İbrahim Halîlullah’ın bir menzilidir… İnşâallah bu meslek-i hilet-i İbrahimiye orada parlayacaktır. Hem ihtimal kavidir ki… Bu dehşetli semli hastalıktan kurtulsam gelecek kışta Urfa’ya gitmeyi cidden arzu ediyorum. (Said Nursi)
|
|
Gülay Kuşin tarafından yazıldı.
|
Hazreti İsa (as) İncil’de demiş ki: “Ben gidiyorum, tâ size bir tesellici gelsin.” Yani Hz. Muhammed gelsin demesiyle Kur’ân’ın beşere gayet büyük bir neticesi, bir hediyesi tesellidir. Evet, bu dehşetli kâinatın fırtınaları ve tahribatlarından etkilenen insan için teselliyi ve istimdat noktalarını Kur’ân veriyor. Kur’ân insanoğlunu ayetleriyle de tevekküle sevk ediyor.
|
|
Mine Türüdü Acar tarafından yazıldı.
|
İNSAN hakları, insanların diline, dinine, ırkına, cinsiyetine, milliyetine, sosyal statüsüne ve rengine bakılmaksızın, insana insan olduğu için tanınan hakların genel adıdır.1 İslam dünyasında ise insan hakları kavramı, ferdin insan olarak yaratılmış olmaktan doğan aslî hakları olarak kabul edilmektedir. 1948 yılında imzalanmış olan İnsan Hakları Sözleşmesi, insan hakkını ferdin elde ettiği kazanımlar olarak ifadelendirmesine karşın; İslâm dünyası bu hakları, Yaratanın kullarına tanıdığı devredilemez ve yadsınamaz haklar olarak açıklar.2
|
|
Mustafa Öztürkçü tarafından yazıldı.
|
Hasreti bağrıma düşen Aziz Üstad’ımla alâkalı nerede ne varsa araştırmak ve toplamak merakıyla Nur yolculuğum devam ederken, yolum bu defa Isparta civarına düşmüştü.
Daha önceki yıllarda Sav’a yaptığım bir ziyaret esnasında Sav’da Bediüzzaman’ın yaşayan talebelerinden olduğu söylenen Abdulkadir Zeybek’i aramış, hatta evine kadar gitmiş, fakat kendisini evinde bulamadan geri dönmüştüm.
|
|
Yeni Asya tarafından yazıldı.
|
Surİyelİ din âlimi Said Ramazan El Buti Suriye ile Türkiye arasındaki iki halkın yakınlaşmasının Bediüzzaman Said Nursî’nin bir beşareti, bir müjdesi olduğunu söyledi.
|
|
Hakan Yalman tarafından yazıldı.
|
Risâle-i Nur mesleğinin muallimleri, başta Hazret-i Peygamber (asm) ve ondan sonraki sırada Hazret-i Ali (ra) ve Gavs-ı Azam’dır (ks) Bu anlamda Hazret-i Ali (ra) Üstadımızın üstadıdır. Aynı sohbet meclisinde bir arada bulunsaydık ve Hazret-i Ali’den (ra) mesleğimizin birinci meselesi olan tevhid hakikatini dinleseydik ne anlatırdı?
|
|
Ahmed Özdemir - İslâm Yaşar tarafından yazıldı.
|
ZÜBEYİR GÜNDÜZALP
Mart ayı Üstad Bediüzzaman’ın hayatında tevafukların yaşandığı bir ay olduğu gibi Nisan ayı da bir tevafuk eseri olarak Nur Talebelerinin Rahmet-i Rahman’a kavuştukları bir aydır. Sanki Nurun istikbaldeki fütuhatının sebebi olarak Nisan yağmurlarının toprağa düşmelerini andırıyordu. Zübeyir Ağabey, Nur dâvâsının istikamet kahramanı, asrın müceddidinin de sadakat kahramanıdır. Atabeyli Tahirî Mutlu takvada birinci sırada yer alırken; Mehmet Emin Birinci, namaz konusundaki tavizsiz çizgisiyle hatıralarda yer etmiştir.
|
|
Abdulkadir Menek tarafından yazıldı.
|
Tamamlanmış ulvî ve nurlu hizmet, Kur’ânî bir cadde bahşetmiş rahmet.
Bütün hayatını adamış nura. Mü'minler kavuşmuş böyle huzura.
|
|
Ahmed Özdemir tarafından yazıldı.
|
Bediüzzaman Said Nursî’nin hayatından pencereler
Bediüzzaman Said Nursî’nin vefatının 50. yılındayız. Aramızdan maddeten 50 yıl önce ayrılmıştı, ama mânen yaşamaya devam etmektedir. Çünkü o, “Mevtim hayatımdan ziyade dine hizmet edecek” demişti. Şimdi Risâle-i Nurlar elden ele, dilden dile yayılmaktadır.
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 / 15 |