|
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı
|
Aşağıda okuyacağınız mektup, Üstad Bediüzzaman`a ait olup 1944`te kaleme alınmış. Orijinal bir nüshası muhterem Abdulkadir Badıllı`nın hususi arşivinde mahfuz tutulan bu mektup, Emirdağ-1 Lahikası asılları arasında kayıtlıdır. Bu mektupta geçen Mehdiyet meselesine dair ifadeler calib-i dikkattir.
|
|
Ali Ferşadoğlu tarafından yazıldı
|
(Mesajını aldığım Prof. Dr. B.D.`ye de cevaben...)
Üstad`ın düşüncelerini naklettiğimde veya ona nisbet ettiğimde mutlaka kaynağını, kitap, sayfa vs. gösteriyorum. Yorumlarımı da, mümkün olduğunca Risale-i Nur`un ruhuna uygun yapmaya çalışıyor; ayrıca, yorumların bana ait olduğunu da yine yansıtmaya gayret ediyorum.
|
|
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı
|
Birinci Meşrutiyetin askıya alınmasından itibaren Sultan II. Abdülhamid`e karşı şiddetli bir muhalefet hareketi başlar.
Bu hareketin içinde yer alan aykırı ve başıbozuk tiplerin yanı sıra, tanınmış değerli birçok şahsiyet de var: Namık Kemal, Ziya Paşa, Gazi Ahmed Muhtar Paşa, Resneli Niyazi Bey, Enver Bey, Said Halim Paşa, Mustafa Sabri Efendi, Süleyman Nazif, Rıza Tevfik, Babanzade Ahmed Naim, Mehmed Akif, Bediüzzaman Said Nursi gibi...
|
|
Ali Ferşadoğlu tarafından yazıldı
|
Osmanlı, tarih sahnesinden çekilip Türkiye Cumhuriyeti kurulunca, ilk dönem despot, müstebit idâreciler, milletimizi İslâm irfânından koparıp Batı kültürüne entegre etme projelerini “ilke ve inkılâplarla” sahnelemeye başlar.
Bu uygulamalar, 1925’lerde tekke, zâviye ve medreselerin kapatılması ve okullardan din derslerinin kaldırılması ile başlatılır.
|
|
Ali Ferşadoğlu tarafından yazıldı
|
Kimileri ötede beride Bediüzaman Said Nursî hayatta olsaydı, filan partiye oy verirdi, diye yazıyor, konuşuyor. Önce şu tesbiti yapalım:
Bediüzzaman eserleriyle hayattadır ve hangi partiye oy verdiğini ve vereceğini yazmış, fiilen göstermiş ve sözlü olarak da izah etmiş.
|
|
Ali Ferşadoğlu tarafından yazıldı
|
Bediüzzaman Said Nursî’nin partilere yaklaşımı ve ahrarları (hürriyetçileri), demokratları desteklemesi dünya hesabına, maddî çıkar adına ve konjonktürel değildir. Prensip bazındadır (ilkeseldir). O, siyasete de, partilere de “iman, Kur’ân, vatan” zaviyesinden yaklaşır:
|
|
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı
|
Son yüz yıllık tarihimize damgasını vuran Üstad Bediüzzaman`a dost görünmek, eserleri olan Risâle–i Nur`a sahip çıkmak, öyle her babayiğidin yapacağı işlerden değildir.
Bazı hükümetler döneminde ve özellikle firavunlaşmış bazı frenkmeşreplerin nazarında terörden bile daha tehlikeli, daha sakıncalı bulunan Risâle–i Nur hareketini savunmak, yahut sahiplenmek için, elbette ki yürek ister, cesaret ister.
|
|
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı
|
Makbul bir insan, akıllı düşmanından çok, ahmak dostlarından zarar görür.
Ulvî, kudsî dâvâlar için de aynı durum geçerli.
Bugünlerde vefatının 90. yıldönümü vesilesiyle rahmetle andığımız Sultan II. Abdülhamid, hakikaten hem makbul bir şahsiyet idi, hem de bütün gayesi ulvî, kudsî olan İslâm dâvâsına hizmet etmekti.
|
|
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı
|
Bir tarihî hadiseyi doğru anlayıp sıhhatli bir şekilde yorumlayabilmek için, evvelâ o hadise ile ilgili bilgilerin tamamına, hiç olmazsa ekserisine vâkıf olmak gerekiyor. Aksi halde hem yanılır, hem de yanıltırız ki, başkasını yanıltmanın vebâli bâzan çok ağır olur.
|
|
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı
|
Sultan Abdulhamid'in zâtında iyi bir insan olduğuna, Üstad Bediüzzaman'ın tâbiriyle "şefkatli sultan" ve hatta "padişahlar arasında veli bir şahsiset" olduğuna bizler de kanaat getiriyoruz. Bu ciheti itibariyle ona karşı herhangi bir tenkidimiz, itirazımız söz konusu değil.
|
|
|