|
Selim Gündüzalp tarafından yazıldı
|
Dünyada garip işler çok. En garibi de, hayatı ve eserleriyle bütün dünyanın dikkatini çeken, saygısını ve sevgisini kazanıp kalpleri fetheden bir insan hakkında, kendini ve haddini bilmezlerin ileri geri konuşmalarıdır.
Onların nezdinde insan o kadar ucuzdur ki, hiç düşünmeden atıp tutarlar.
Gogol’un da kitaplarında geçer ya, kendilerinden habersiz, köyleriyle beraber satılan köylüler vardır. Bunlar da böyledir. Pazara çıkarmadan satarlar insanları. Fikre, düşünceye ve emeğe saygısız köle tacirleridir bunlar.
|
|
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı
|
Gazetemizin dünkü (27 Ocak) sürmanşet haberinde de yer aldığı gibi, çokça tanınmış bir muhterem hocaefendi, Üstad Bediüzzaman ve Risâle–i Nur'lar hakkında yeni ve son derece dikkat çekici bazı açıklamalarda bulundu.
Meşhûr olmuş lâkabıyla "Cübbeli Ahmed Hoca"nın iki radyo tarafından aynı anda yayınlanan sohbetini canlı olarak biz de dinledik.
|
|
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı
|
Bediüzzaman Said Nursi`yi karalamak isteyenlerin ortak bir özelliği var:
Sahte belgelere dayanmak, yahut hayali iddialara sığınmak. Hayatta iken, ona muarız olanların elinde hep bu tür avuntular vardı. Sevk edildiği mahkemelerde karşısına hep bu tarz asılsız iddialarla çıkıldı.
|
|
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı
|
Hayatının son otuz beş senesini "eşedd–i zulüm ve istibdat" altında geçiren Bediüzzaman Said Nursî, aynı zamanda daimî bir tarassut ile takip ediliyordu.
Sürgünler, hapisler, mahkemeler, zehirlenmeler ve türlü imha plânları birbirini takip etti.
Ancak, onu yine de öldüremediler. Zira, inayet ve hıfz–ı İlâhî altındaydı.
|
|
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı
|
2 Mayıs 2005 tarihli yazımızda, Üstad Bediüzzaman'a olmadık iftiralarda bulunan bir şahsa gereken cevabı vermiştik. Bu cevabi yazı, o günlerde hayli ilgi görmüş ve konu `haber7.com` web sitesinde de tartışmaya açılmıştı.
Tartışmaya katılanlar , yapılan bu çirkin iftirayı nefretle karşılamış ve iftiracıların da bir dizi ipliğini pazara çıkarmışlardı.
|
|
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı
|
İftira batağına saplanan müfteriler, oradan kurtulma eğilimine girmedikleri için, çırpındıkça daha da batıyorlar. Biz bunlara evvela dostane bir nazarla bakarak, yanlıştan, hasaretten, kurtulmaları dileğinde bulunduk, bu meyanda samimi çağrılar yaptık.
|
|
Kâzım Güleçyüz tarafından yazıldı
|
Bilhassa 11 Eylül sonrasında yoğunlaşan `İslamla terörü özdeşleştirme` tezgahının arkaplanında, Papa`nın talihsiz konuşmasındaki `Ortaçağ kalıntısı` alıntıda da görüldüğü gibi, İslama `şiddet` izafe eden asılsız iddia ve iftiraların yattığı bilinen bir gerçek.
Yüzyıllardır azılı İslam düşmanı müsteşriklerin ağzında sakız olan bu kasıtlı iftiranın günümüzde de durup durup gündeme getirilmesi bir taraftan İslamı bilmeyen, ama merak eden insanları yanıltmayı, diğer taraftan Müslümanları tuzağa düşürmeyi hedefliyor.
|
|
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı
|
Artık `müfteri` şahsın ismini vermeye hiç gerek yok. O kendisini gayet iyi biliyor. Ayrıca, toplum da hem kendisini, hem içinde yer aldığı binde sıfır nokta küsuratlık siyasi grubu da biliyor, tanıyor.
Evet, müfteri şahıs kendini bildiği içindir ki, bizim hiç isim vermeden `Hey müfteri!` başlığıyla yazdığımız yazıya da kendince `kıvırtmalı` cevaplar vermeye koyulmuş. Daha önceki yazılarında olduğu gibi, yine atıp tutmaya, kendini aklamaya ve o çirkin iftirası üzerinde oturmaya ısrarla, hatta inatla devam edip gidiyor.
|
|
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı
|
Maalesef, Said Nursi hakkında cahilce atıp tutanlar kervanına, yeni bir profesör daha katılmış bulunuyor. `Hayırlı olsun` diyemediğimiz bu garip durumu, elbette ki üzülerek takip ediyoruz. Üstelik, iki yönlü bir üzüntü yaşıyoruz:
Birincisi, akademisyenlerin cehalet batağına düşmesi, ikincisi ise, aynı bataklığa gencecik öğrencilerimizin de ittirilmeye çalışılması.
|
|
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı
|
Türkiye`de ırkçılık illetine kapılmış kişi ve grupların Üstad Bediüzzaman hakkında kullanmayı özellikle tercih ettikleri isim, lakap şudur: Said-i Kürdi.
Üstad Bediüzzaman, 1920`den sonraki `Yeni Said` devresinde bu imzayı terk ettiği ve mutlak ekseriyetle `Said Nursi` ismini kullandığı halde, ırkçı kesim ısrarla ve inatla `Said-i Kürdi` demeye devam ediyor.
|
|
|