|
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı
|
Bilhassa son zamanlarda Bediüzzaman Said Nursi`ye, onun fikirlerine, eserlerine ve hatta talebelerine karşı gittikçe yoğunlaşan birtakım itirazlar, iftiralar ve saldırılar var. Bunların tamamı yeni değil; ama, bu çeşit çeşit saldırganlıkların gerek sıklaşması ve gerekse şiddetinin ziyadeleşmesi, hayli dikkat çekici bir görünüm arz ediyor.
|
|
Bediüzzaman Said Nursi tarafından yazıldı
|
Aziz, sıddık kardeşlerim, Ehemmiyetli bir taraftan ehemmiyetli ve mânidar bir sual edilmiş. Bana sordular ki: "Sizin cemiyet olmadığınız, üç mahkeme o cihette beraat vermesiyle ve yirmi seneden beri tarassut ve nezaret eden altı vilâyetin o noktadan ilişmemeleriyle tahakkuk ettiği halde, Nurcularda öyle harika bir alâka var ki, hiçbir cemiyette, hiçbir komitede yoktur. Bu müşkülü halletmenizi isteriz" dediler.
|
|
İsa Abdülkadir tarafından yazıldı
|
[Bağdat’ta çıkan ed-Difa gazetesinin muharriri İsa Abdülkadir’in Arabî makalesinin tercümesi.]
Bağdat’ta çıkan ed-Difa gazetesi Risale-i Nur talebelerinden bahisle diyor ki: Türkiye’deki Nur talebelerinin İhvan-ı Müslimîn cemiyeti ile alâkaları nedir, ne münasebeti var? Hem farkları nedir? Türkiye’deki Nur talebeleri, Mısır’da ve bilâd-ı Arapta İhvan-ı Müslimîn namında ittihad-ı İslâma çalışan cemiyetler gibi müstakil cemiyet midirler? Ve onlar da onlardan mıdır? Ben de cevap veriyorum ki:
|
|
M. Latif Salihoğlu tarafından yazıldı
|
Dünkü köşe yazısında Ömer Laçiner'in ağzından 70'li yıllara ait bir hatırayı nakleden Emre Aköz, muhtemelen farkına varmadan bazı yanlış algılamalara sebebiyet vermiş.
Aktarılan hatıraya göre, özetle, hapishanede tutuklu bulunan solcu bir grup mahkûmun yanına, ayrıca "Nurcular" diye bilinen bir grup vatandaş getirilmiş... Bir–iki gün sonra, Nurcular avluya çıkarılıp bir güzel dövülmüşler. Solcular ise, bu duruma itiraz etmişler.
|
|
Risale-i Nur Enstitüsü tarafından yazıldı
|
Risale-i Nur Talebelerinin vasıfları nelerdir diye sorulabilecek bir soruya verilebilecek en kaliteli cevap şu olacaktır: Risale-i Nur Talebeleri kalplerinde barındırdıkları sarsılmaz bir îmân ve engin bir şefkatle kendilerini insanlığın husûsen bu vatan evlâdının dünyevî ve uhrevî saâdetine adamış mânâ erleridir.
|
|
|
|
|
|