|
Süleyman Kösmene tarafından yazıldı
|
Edirne’den bir okuyucumuz: “Risâle-i Nur’un bazı yerlerinde bazı kelimeler Türkçe yazılırken, diğer bazı yerlerde aynı kelimelerin Arapça metin şeklinde yazıldığını görüyoruz. Meselâ Birinci Sözde ‘Bismillah’ kelimelerinin hepsi Türkçe yazılırken, On dördüncü Lem’anın İkinci Makamı’nda Arapça yazılmış. Bunun hikmeti nedir? Ayrıca; külliyatta Üstadımız bir meseleyi anlatırken, bazı yerlerde ‘hissettim; ama yazdırılmadı’ diye ifadeler kullanıyor. Ya da meselâ Yirmi Beşinci Mektub’a geldiğimizde, bakıyoruz, telif edilmemiş olduğunu yazıyor. Bunun hikmeti nedir?”
|
|
Yeni Asya tarafından yazıldı
|
Risâle-i Nûr, Kur’ân’ın asrımızı kucaklayan aydınlığıdır. Dayandığı nokta, bağlandığı ip, doğrudan doğruya Kur’ân’dır. Kur’ân’ın asrımızı şemsiyesi altına alan ışığı, Risâle-i Nûr ile tezâhür etmiştir. Meseleyi, değişik cihetlerden ele alalım:
|
|
EuroNur/Almanya tarafından yazıldı
|
"Hz. Mevlâna benim zamanımda gelseydi, Risâle-i Nur'u; ben onun zamanında gelseydim, Mesnevî'yi yazardım. onun hizmeti Mesnevî tarzındaydı, şimdi ise Risâle-i Nur tarzındadır."
|
|
Süleyman Kösmene tarafından yazıldı
|
Oğuzhan bey: “Risâle-i Nûr’u her gün mü, iki günde bir mi okuyalım? İbâdetlerden sonra kimler için nasıl bağışlama yapabiliriz?”
|
|
Süleyman Kösmene tarafından yazıldı
|
Isparta’dan Murad Kurt: “Üstad Hazretlerinin, ene ve zerre bahislerini aynı risâlenin iki bölümünde izah etmiş olmasının hikmeti nedir?” Isparta’dan Mahmut Özdemir: “Ene ne demektir? Bediüzzaman’ın görüşü nedir? Bu zamanda enenin tahribâtından nasıl kurtulunur?”
|
|
Süleyman Kösmene tarafından yazıldı
|
Edirne’den Muhammed Said Arslan: “Risâle-i Nûr’un bazı yerlerinde bazı kelimeler Türkçe yazılırken, diğer bazı yerlerde aynı kelimelerin Arapça metin şeklinde yazıldığını görüyoruz. Meselâ Birinci Sözde “Bismillah” kelimelerinin hepsi Türkçe yazılırken, On dördüncü Lem’anın İkinci makamında Arapça yazılmış. Bunun hikmeti nedir? Ayrıca; külliyâtta Üstâdımız bir meseleyi anlatırken, bazı yerlerde “Hissettim; ama yazdırılmadı.” diye ifâdeler kullanıyor. Ya da meselâ Yirmi Beşinci Mektûb’a geldiğimizde, bakıyoruz, telif edilmemiş olduğunu yazıyor. Bunun hikmeti nedir?”
|
|
Süleyman Kösmene tarafından yazıldı
|
Adıyaman’dan Fuat Korkmaz: “Risâle-i Nûr’un ehemmiyetinden bahseder misiniz?”
Risâle-i Nûr, Kur’ân’ın asrımızı kucaklayan aydınlığıdır. Dayandığı nokta, bağlandığı ip, doğrudan doğruya Kur’ân’dır. Kur’ân’ın asrımızı şemsiyesi altına alan ışığı, Risâle-i Nûr ile tezâhür etmiştir. Meseleyi, değişik cihetlerden ele alalım:
|
|
Süleyman Kösmene tarafından yazıldı
|
Denizli’den Osman Aydın: “Risâle-i Nûr Külliyâtının yeni yazı ile yazılmasını târîhî seyri içinde ele alabilir misiniz? Zarûret hali biterse, Osmanlıca okumak ve yazmak Risâle-i Nur talebeliği unvanını almak için yegâne tek şart mıdır? Diğer yazı şekilleri her zaman kerih mi görülmelidir?”
|
|
Süleyman Kösmene tarafından yazıldı
|
Kahramanmaraş/Göksun’dan Fatma Nur Yıldırımer: “Yeni Asya Gazetesinin neşrettiği Risâle-i Nûr Külliyâtında âyetlerin geçtiği yerde dipnot olarak âyetlerin mânâları da düşülüyor. Çevremden, ‘Âyetlerin tefsiri zaten Risâle-i Nûr içerisinde yapılıyor. Mânâsı dipnot olarak verilmemeli’ diye tepkiler alıyorum. Âyetlerin mânâlarının dipnot olarak verilmesinin sebebini açıklar mısınız?”
|
|
Süleyman Kösmene tarafından yazıldı
|
Edirne’den Mehmet Said Arslan: “Kaç çeşit tefsir vardır? Risâle-i Nûr bunlardan hangisine girer? Geçmişte de Risâle-i Nûr tarzında eserler yazılmış mıdır?”
|
|
|
|
|
|