|
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı.
|
Fikir sahasında yaşanan en anlamsız, en faydasız, en gereksiz tartışmalar, tahkik edilmeden ortaya atılan bilgi kırıntılarına dayanıyor.
Bunlara, aynı zamanda "korsan bilgiler" de denilebilir.
Yani, birilerine isnat edilerek ortaya atılan bir fikrin, bir bilginin, yahut bir iddianın, gerçekte sahibi yoktur.
|
|
Faruk Çakır tarafından yazıldı.
|
Üstad Bediüzzaman Said Nursî’nin telif ettiği Risâle-i Nur eserlerinin geniş kitlelere ulaşmış olması ve her yıl vefat yıldönümlerinde daha kalabalık dâvetlilerle yâd edilmesi bazı çevreleri rahatsız etmiş gibi görülüyor.
Bediüzzaman’ın eserleriyle ve fikirleriyle mücadele edemeyenler, onun şahsına hakaret etmeyi deniyorlar. İsmini zikretmeye bile gerek olmayan bir kişi, güya ona çamur atmayı denemiş.
|
|
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı.
|
Devletin gizli yahut mahrem tutulan arşivleri arasında orijinal bilgi, belge ve resimlerle dolu bir `Bediüzzaman Said Nursi` dosyasının olabileceğine hep inandık, durduk.
|
|
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı.
|
Ey müfteri! Sen kendini bilirsin. Onun için ismini burada zikretmeye hacet kalmadı. Artık sen adıyla, sanıyla bir müfterisin. Çünkü sen, bir büyük İslam alimine, pek büyük bir iftira attın. Attığın bu çirkin iftiradan dolayı, seni hatadan dönmeye, pişmanlık duyup nedamet etmeye davet etmiştik.
|
|
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı.
|
Fikir dünyamız, zararlı virüslerin hücumuna, saldırısına maruz durumda. Vaktimizin yarıdan fazlası, bunları ayıklamakla, temizlemekle geçiyor. Ne yapalım, zuhurat böyle...
Düşünce dünyasına musallat olan bu virüsler, hem öylesine namert ve sinsi bir karaktere sahiptirler ki, üzerimize teker teker değil, hatta ikişer ikişer de değil, çoğu kez dört koldan dörder dörder hücuma geçip geliyorlar. İnsaf sahibi biri çıkıp onlara şu dileğimizi iletse memnun oluruz:
|
|
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı.
|
Çoğunuzun bildiği gibi, özellikle son zamanlarda Bediüzzaman Said Nursi hakkında olmadık isnat ve ithamlarda bulunuluyor. O merhum mübarek zatın şahsına, belki şeytanın aklına dahi gelemeyecek iftiralar atılıyor.
Evet, `Said Nursi`nin bir vatan haini gibi İstanbul`u işgal eden İngiliz zalimlerinin ajanı gibi çalışıp onlara yarandığı, bir süre sonra da Ankara Hükümetine yanaşıp bu kez onlara şirin görünmeye çalıştığı` şeklinde ileri sürülen iddia ve isnatlarla seksen küsur sene sonra karşılaşmayı, ne yazık ki başka türlü tabir ve tevil edemiyoruz.
|
|
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı.
|
Bizde aydın diye geçinenlerden hangi birini dinleseniz, size "Bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi olunmaz" ahkâmından yola çıkarak anlatmaya başlar.
Ahkâm kesmede üzerlerine yoktur. Ancak, çoğu zaman kendileri bile bu hükme uymazlar.
Yani, bilgi sahibi olmadıkları halde fikir sahibiymiş gibi davranırlar ve kasıntılı bir edâ ile ahkâm kesmeye yönelirler.
|
|
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı.
|
Tâ Asr–ı Saadetten beri ara ara gündemi işgal eden Mehdi meselesi, günümüzde ve bilhassa son günlerde daha yoğun bir şekilde konuşulur, hatta yer yer tartışılır bir hale geldi.
Bu meyanda bize de intikal eden birçok soru var ki, yekûnu bir düzineyi geçiyor. Bunları, bugünden başlamak üzere soru–cevap tarzında işleyerek sizlere takdim etmek istiyoruz.
|
|
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı.
|
Arapça kökenli `kıyam` tabiri, `ayağa kalkma, ayaklanma, kalkışma, isyan çıkarma` gibi manalara geliyor. İçinde daha ziyade kuvveti, şiddeti içinde barındıran bu tabir, zaman zaman Bediüzzaman Said Nursi`nin cihat anlayışına, yahut hizmet tarzına da yakıştırılmaya çalışıldığını biliyoruz.
|
|
M. Lâtif Salihoğlu tarafından yazıldı.
|
Bir yazarın yeni bir kitabı çıktı. İsmi: "II. Abdülhamid'de Yanılanlar."
Kitabın yazarı, "yanılanlar" listesine Bediüzzaman Said Nursî'yi de dahil etmiş.
Kendince gerekçeleri sıralayan yazara göre, Said Nursî Sultan Abdülhamid hakkında çok aldanmış ve daha sonra bu yanılgısını anlayarak kendini "paylama"ya yönelmiş.
Acaba öyle midir?
|
|
|